"Enter"a basıp içeriğe geçin

ÖNCE PARASI OLANLAR KONUŞUR

Parası olan konuşur, diyeni ayıplarız.
Gariban babanın kalbi bile hali vakti yerinde olan oğluna meyleder. Gerçi babaya sordukları zaman, “Hepsi evlat, ayrısı gayrısı olur mu?” der ama genişletilmiş ailede söz, mal mülk sahibi olan oğulundur.
Her iş ona danışılır.
Bir dediğini iki etmezler.
Kızlar onun yardımıyla evlenir.
Alınacak şeyler ona sorulur. Satılacak şeyler için ondan izin alınır.
Mantık basittir: Aklı başında adam işini bilir, işini kurar, para kazanır.
İçimizde bir tek bu kardeşimiz işini kurduğuna göre ve para kazandığına göre en aklı başında olanı o..En azından böyle söylemek, ima etmek zarureti vardır.
Aksi halde dışlanır, “ne halin varsa gör” denilerek yardımdan mahrum bırakılırsınız.
Eğer aynı ailede yüksek mevkide olan biri varsa, tüccar aile vitrine mevki sahibi kardeşini yahut akrabasını oturtarak işleri geriden idare eder.
Mevki sahibi olanın organizasyonu ile bu noktaya gelinmişse o zaman son söz makam sahibinindir.
…..
Evlilikten doğan akrabalıklarda da görülür.
Enişte memur, kayınbirader esnaf, tüccar ya da iş adamı ise söz kayınbiraderindir.
Evdeki çocuklar için dayı sözü kanundur.
Baba ikinci planda kalır.
Kayınbirader nasihatlerini eksik etmez. Ev borcuna girmeyin, araba için acele etmeyin, taşınma işini unutun vs.
Roller değişince sözler değişmez.
Tüccar enişte, memur ya da işçi kayınbirader..
Söz eniştenindir.
Enişte fırsat buldukça hanımına çıkışır.
“Senin şu kardeşin ne zaman adam olacak..Ne var memurlukta..Gelsin bizim depoda çalışanların başında dursun üç katını vereyim..
Ama nerede..beyefendi alışmış sabah 9 akşam 6 mesaisine..Çalışmak işine gelmiyor.
…..
Hasılı karşılıklı ilişkinin şartlarını imkanlar tayin eder.
Son sözü söylemek her zaman gücü ve imkanı olanın hakkıdır.
Bu, evde de, iş hayatında da, politikada da, uluslararası ilişkilerde de böyledir.
Bunun böyle olduğunu çoğumuz biliriz de kendimize bile itiraf edemeyiz.
Eşitlik-meşitlik hak hukuk der, geveler dururuz.
* * *
ÜNİVERSİTE DEMİŞKEN

Harvard’ın sitesinde 2014 yılı harcamalarıyla ilgili tablolar, grafikler var. 4.4 milyar dolar harcamışlar.
En çok bağış alan üniversite imiş: 36 milyar dolar.
Bu bağışların detayı var tabii..Al, dilediğin gibi harca veya harcamış gibi göster, olmuyor. Şartlı bağış gibi.
Öğrenci sayısı 20.000.
Bağışları da hesaba kattığınız zaman İstanbul Belediye bütçesinin birkaç katı oluyor.
İstanbul Belediyesi bütçesi deyip geçmeyin. Paris Belediyesini aştı dediğimz tarihten bu yana 7 yıl geçti.
Bizde gözü kara bir Karadenizli bir müteahhide belediye bütçesini verseniz, ” Ha onunla size en az 200 tane ünivesite kurarım” der.
Demir,çimento işçilik hesabıyla böyle oluyor işler.Alt geçit maliyeti hesap eder gibi..
1.10.2015

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir