"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: 2015

ÖNCE PARASI OLANLAR KONUŞUR

Parası olan konuşur, diyeni ayıplarız.
Gariban babanın kalbi bile hali vakti yerinde olan oğluna meyleder. Gerçi babaya sordukları zaman, “Hepsi evlat, ayrısı gayrısı olur mu?” der ama genişletilmiş ailede söz, mal mülk sahibi olan oğulundur.
Her iş ona danışılır.
Bir dediğini iki etmezler.
Kızlar onun yardımıyla evlenir.
Alınacak şeyler ona sorulur. Satılacak şeyler için ondan izin alınır.
Mantık basittir: Aklı başında adam işini bilir, işini kurar, para kazanır.
İçimizde bir tek bu kardeşimiz işini kurduğuna göre ve para kazandığına göre en aklı başında olanı o..En azından böyle söylemek, ima etmek zarureti vardır.
Aksi halde dışlanır, “ne halin varsa gör” denilerek yardımdan mahrum bırakılırsınız.
Eğer aynı ailede yüksek mevkide olan biri varsa, tüccar aile vitrine mevki sahibi kardeşini yahut akrabasını oturtarak işleri geriden idare eder.
Mevki sahibi olanın organizasyonu ile bu noktaya gelinmişse o zaman son söz makam sahibinindir.
…..
Evlilikten doğan akrabalıklarda da görülür.
Enişte memur, kayınbirader esnaf, tüccar ya da iş adamı ise söz kayınbiraderindir.
Evdeki çocuklar için dayı sözü kanundur.
Baba ikinci planda kalır.
Kayınbirader nasihatlerini eksik etmez. Ev borcuna girmeyin, araba için acele etmeyin, taşınma işini unutun vs.
Roller değişince sözler değişmez.
Tüccar enişte, memur ya da işçi kayınbirader..
Söz eniştenindir.
Enişte fırsat buldukça hanımına çıkışır.
“Senin şu kardeşin ne zaman adam olacak..Ne var memurlukta..Gelsin bizim depoda çalışanların başında dursun üç katını vereyim..
Ama nerede..beyefendi alışmış sabah 9 akşam 6 mesaisine..Çalışmak işine gelmiyor.
…..
Hasılı karşılıklı ilişkinin şartlarını imkanlar tayin eder.
Son sözü söylemek her zaman gücü ve imkanı olanın hakkıdır.
Bu, evde de, iş hayatında da, politikada da, uluslararası ilişkilerde de böyledir.
Bunun böyle olduğunu çoğumuz biliriz de kendimize bile itiraf edemeyiz.
Eşitlik-meşitlik hak hukuk der, geveler dururuz.
* * *
ÜNİVERSİTE DEMİŞKEN

Harvard’ın sitesinde 2014 yılı harcamalarıyla ilgili tablolar, grafikler var. 4.4 milyar dolar harcamışlar.
En çok bağış alan üniversite imiş: 36 milyar dolar.
Bu bağışların detayı var tabii..Al, dilediğin gibi harca veya harcamış gibi göster, olmuyor. Şartlı bağış gibi.
Öğrenci sayısı 20.000.
Bağışları da hesaba kattığınız zaman İstanbul Belediye bütçesinin birkaç katı oluyor.
İstanbul Belediyesi bütçesi deyip geçmeyin. Paris Belediyesini aştı dediğimz tarihten bu yana 7 yıl geçti.
Bizde gözü kara bir Karadenizli bir müteahhide belediye bütçesini verseniz, ” Ha onunla size en az 200 tane ünivesite kurarım” der.
Demir,çimento işçilik hesabıyla böyle oluyor işler.Alt geçit maliyeti hesap eder gibi..
1.10.2015

HAKARETTEN KİME EKMEK ÇIKAR

TÜSİAD’a hakaret edince elimize ne geçecek?
Adamların ürettiğini alıyoruz.
İthal ettiğini alıyoruz.
Hem de güle oynaya alıyoruz..Sonra da hakaret ediyoruz.
..
Almanlara verip veriştiriyoruz ama Alman otolarından bir türlü vazgeçemiyoruz. Her markaları kamunun vazgeçilmezi..Hakaretten sonra dönüp Rus otosu alsak, Güney Kore’yi tercih etsek -belki- bir anlamı olur.
..
Savaş uçaklarımız Amerikan..
Silahlarımız.
Füzelerimiz..
Bilgisayar yazılımlarımız..Elinizden düşürmediğimiz akıllı telefonların işlemcileri.. Günde bilmem kaç defa daldığınız arama motoru..Bu terciherinizden vazgeçebilseniz hakaretten daha ağır bir müeyyide olur.
Amerikaya kızıp Rus arama motorunu tercih etseniz onların da temsilcileri TÜSİAD’lı..Temsilcisi MÜSİAD’lı olan bir arama motoru yok.
Kuzey Kore, kameralar önünde füze denemesi yaparken sahra masasında İPad ,ekranında Google Earth vardı.Onlar da sabah akşam hakaret ediyor. Onlar için çok heyecan verici olduğu, hazzın dalga dalga yayıldığı kesin de buradan bakınca nasıl görünüyor? Bilmiyorum, çapraz bakmanın yollarından biri de böyle mukayeseler olabilir mi?
Bu yağlı güreş değil ki, iki yiğit çıktı meydaneee ile başlayan ,nakaratları olan bir sunumla seyirciyi coşturp gülüp oyanayıp rahatlayıp evimize gidelim.
İran 33 senedir bu işleri yapıyor. Kafa tutuyor, herkesi aşağılıyor, meydan okuyor, İsrail’i yerle bir edeceğim diyor..Amerikan mallarını boykot ediyor..Yahut ediyordu..Buradan bize ekmek çıkar mı hesabı halkına ne çıktı?.Ne çıkmış? Eskiden az bağımsızmış da çok bağımsız mı olmuş. Sınıf mı atlamış. Refah seviyesi mi yükselmiş. Halkı sarsılıp sallanıp kendine mi gelmiş.Buradan bakınca nasıl görünüyor? Menkıbeleri heyecan verici de matematiği nasıl? 33 senede nereden nereye gelmiş veya gitmiş?
Kuzey Kore niye her tarafa kafa tuyor da Güney Kore tutmuyor. Onların da matematiğine bakmak lazım.
Eğer illa birine hakaret edeceksek ki hakkımızdır bu işi Filistinliler, İranlılar gibi değil İngilizler gibi yapalım.Karşı taraf hakaret ettiğimizi bile 30 -40 yıl sonra anlasın.Ya da bazı müstemlekeleri gibi hiç anlayamasın. Onore edildiğini zannetsin.

1.1.2015

İstikrarın 65 yıllık yolculuğu..

950’de çok partili hayata geçmişiz. Gülenler, oynayanlar, çalanlar eğlenenler..Yeni ufuklara yelken açtık diye sevinenler..Hakikaten o tarihten sonra memleketin çehresi değişmiş..
Gele gele 960’a gelmişiz..Darbe, askeri yönetim, koaliasyon..
Sonra AP iktidarı..Sene 965..Nereye kadar gitmiş? 971’e kadar.Bu arada önemli bir şey daha var. 969’ta ” milli bakiye” sistemine geçilmiş. İktidar olmak için yüzde 50’nin üzerinde oy lazım. Millet yüzde 52 oyla AP’yi tekrar iktidar yapmış. Ama yüzde 52 oya rağmen istikrar bozulmuş..Muhtıralar, koaliasyonlar, MC’ler, azınlık hükümetleri, derken 12 Eylül…
Sonra büyük laf edenler bu duraklardan bir istatistik çıkarıp şöyle derlerdi:
Aziz vatandaşlarım, bu memleket ne zaman ki istikrara kavuşmuş, kalkınmış ilerlemiş, milli geliri artmış, yol yapmış köprü yapmış..Ne zaman ki istikrarı bozulmuş..
Örnekleri de şöyle olurdu: 950-60
965-71
Sonraki yıllarda gelenler için: 983-991,
2002- …
Peki bu iş nasıl oluyor? Hangi şartlarda istikrar sağlanıyor, sonra ne oluyor da yine bozuluyor.
Hep seçmene dedikleri gibi ne zaman belimizi doğrultacak olsak siperdeki düşman kalkıp eteğimizden mi çekiyor. Öyle ise neden 950’de, 65’te düşman tekrar siperine dönmüş..83’te geri çekilmiş, 2002’de kaybolmuş..Sonra trekrar ortaya çıkmış?
Bu iş düşman işi mi?
…..
Galiba biz istikrara başka anlamlar yüklüyoruz.İstikrar her şeyin kaynağı olsa Mısır 980’den 2010’a  kadar 30 sene istikrar içinde yaşadı.Onlar azıcık toparlardı.
Sistemleri gereği istikrar derdi olmayan Amerika’da da grafik iki dönem aşağı iki dönem yukarı gidiyor.Cumhuriyetçiler gelip asıp kesiyor, sıkıntı başlayınca Demokratlar gelip ortalığı biraz rahatlatıyor..
Benim anladığım şu: İstikrarı bir yere kapatıp üstüne kırk kapı da kapatsanız istikrarsız dönemlerin külfetinden kurtulamıyorsunuz.Bahane her zaman bulunur. Geçmiş yıllarda da vardı.
Bundan seneler sonra yine istikrar çetelesi tutup grafiğini çizenler 2002’de başlayan istikrar dönemini nerede bitirecekler?
Kesintisiz iktidar kesintisiz istikrar anlamına gelmiyor.
Ben 2011’de bitiriyorum. Bu aslında iyi bir haber. Yalpalama ve sarsıntı döneminin ilk 4 yılı geçmiş gibi oluyor. Grafikçi abilere göre her istikrar arasında mola dönemler yok muydu..İşte o dönemin ilk dört yılı geçmiş gibi oluyor.
Ne kadar daha sürer? Belli bir periyodu yok. 6 yıl sürmüş, 9 yıl sürmüş, 11 yıl sürmüş..Sallantı döneminin yarısını geçmişiz yani.Öbür yarı nasıl geçer bilemiyoruz.Dönemin sonunda düşmanlar yine siperlerine çekilirler. Biz yine kalkınırız, heyecanlanırız, yeni paradigmamız, yeni kızıl elmamız olur.

01.12.2015